• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • NARLIDERE
  • İZMİR
    KonakKARŞIYAKAÇeşme
  • MANİSA
    KöprübaşıYunusemreAHMETLİKIRKAĞAÇAlaşehirŞehzadelerSuruhanlıSomaKulaAkhisarDemirciSalihliManisa MerkezSelendiSarıgöl
  • ULUSAL
  • SAĞLIK
  • İLAN
  • YAŞAM
  • POLİSİYE
  • ÖZEL
  • SPOR
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • VİDEO GALERİ
  • FOTO GALERİ
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Genel
  3. Ali Rıza Aksoyun Anılarıyla 1960ların Turgutlusuna yolculuk
Genel
Yayınlanma: 25 Mayıs 2023 - 15:00
Güncelleme: 28 Mayıs 2023 - 08:52

Ali Rıza Aksoyun Anılarıyla 1960ların Turgutlusuna yolculuk

Bugünden itibaren yeni bir yazı dizisini okurlarımızla paylaşacağız. Yazı dizimizde 1952 yılında Turgutlu’da doğan ve halen Londra’da ikamet eden Ali Rıza Aksoy’un anıları yer alacak. Ali Rıza Aksoy’un hem anlattıkları hem de anlatımı bizleri 1950’lerin, 1960’ların Turgutlu’sunda bir gezintiye çıkaracak.

Genel
25 Mayıs 2023 - 15:00
Güncelleme: 28 Mayıs 2023 - 08:52
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Ali Rıza Aksoyun Anılarıyla 1960ların Turgutlusuna yolculuk

Bugünden itibaren yeni bir yazı dizisini okurlarımızla paylaşacağız. Yazı dizimizde 1952 yılında Turgutlu’da doğan ve halen Londra’da ikamet eden Ali Rıza Aksoy’un anıları yer alacak. Ali Rıza Aksoy’un hem anlattıkları hem de anlatımı bizleri 1950’lerin, 1960’ların Turgutlu’sunda bir gezintiye çıkaracak. Yazı dizimizin ilk bölümü Kasaba ve Sokağımız ile Oyunlar ve Kepçecik başlıklı anılardan oluşuyor:

Kasaba ve Sokağımız

Yerlisinin verdiği adla Kasaba, diğer adıyla Turgutlu, Ege bölgesinde, güneydeki Bozdağlardan Gediz Nehri’ne doğru meyilli bir bitek ovada, yeşiller içinde şirin bir ilçe. Cadde ve sokaklarında karşılıklı çınar, akasya, çitlembik ve bazen de iğde ağaçları uzanır giderdi. Yapraklarını toplayıp ipek böcekleri ve ipek kozaları yetiştirdiğimiz dut ağaçları vardı ki, karası beyazıyla doyumsuz tat veren meyveleriyle…

Kasaba’nın kuzeyinde, Çal Dağları yükselir ve yine zeytinlikler, meyve bahçeleri, bağlar ve tarlalar tatlı bir meyille Gediz Nehri’ne doğru uzanır. Doğa tüm canlılara cömerttir; insanoğlu bu sulak yörede bir eker, yüz toplar yüz yıllardır. Kuşu kurdu, börtü böceği ve her türlü bitkisi, ağacıyla uyumlu bir denge halinde görevini yerine getirirdi. Tadını çıkarırdılar yaşamın bu yeryüzü cennetinde.

Her ürünün hasadında konu komşu, dost akraba unutulmazdı. Karpuz mu toplandı Coşkun’un bostanından? Bir araba dolusu karpuz ayrılır; tüm tanıdıklara, aile nüfusuna göre gayet doğal bir tavırla dağıtılırdı. Aynı şekilde şeftali, badem, ayva, nar mevsimine göre bağ bahçe sahiplerince bir miktar çevredekilere sunulur; daha sonra satılırdı kalanlar tüccarlara, pazarcılara.

Evlerin teraslarında, damlarda salçalık domates, biber tepsileri güneşin sıcak öpücüklerine sergilenir; hep birlikte imece usulü ev ev sırayla kuru üzüm ayıklanır; kışlık tarhana, yufka hazırlanırdı. Hele o yufkalar hazırlanırken biz çocuklara ikram edilen o maydanozlu, çökelekli gözlemeler…

Hiçbir ürün uzaklardan gelmezdi her pazartesi kurulan pazara. Dev sazan balıkları aha şuradaki Mermere Gölü’nden; palamutlar, torikler İzmir’den; sadeyağ, tereyağı ve peynir, aynı sebze ve meyveler gibi çevre köylerden yani birinci elden gelirdi. Getiren köylüler ve pazarcılar kasabamızın meşhur Balkan köftecilerine uğramadan, tuhafiyeciler çarşısından alışveriş etmeden dönmezlerdi. Sakin ve dingin bir döngü yaşanır giderdi bu bereketli topraklarda.

Ben de bu ortamda, ellili yıllar ve altmışlı yılların başlarında yaşadım çocukluğumu. Şöyle bir düşününce, Yahudi kuru üzüm tüccarları, Giritliler ve Balkanlardan gelenler dâhil, çeşitli ulus ve kültürlerden insanların da ekonomik rahatlığın verdiği göreceli bir denge içinde yaşayıp gittiklerini anımsıyorum.

Eee, biz de Balkan göçmeniyiz. 1878 Rus Harbi sıralarında Makedonya- Bulgaristan sınırında bir kasabadan Selanik’e geçen dedemle anneannemin babaları, daha sonra Ege’nin bu güzel ilçesinde buluvermişler kendilerini. Dedem ve anneannem burada doğmuşlar ve evlenip hayat denilen kavgaya katılmışlar.

Dedemler önce bir köfteci dükkânı açmışlar, “yumruk kadar köfteler yapıp tereyağında, mis kokulu domates ve biberlerle pişirip ikram ederdik müşterilere” derdi dedem. Sonraları bağ bahçe işine başlamışlar, kardeşleriyle.

Herkes birbirinden ya lakabıyla ya da geldiği şehirle bahsederdi. Karaferyeli İsmail, Yenişehirli (Novopoli) Osman, Boşnakların Hatçe, Molla Abla, Pirlepeli Muharrem denmeden kimin kim olduğu anlaşılmazdı kolay kolay.

Altı çocuklarının dünyaya geldiği ve biz torunların da cihana zuhur ettiği iki yatak odalı kerpiç evin kapısı seksen metrelik bir sokağa açılırdı. Özbek Sokak, sayısı seksene yakın kızlı erkekli çocuğun bağrışıp oynadığı cıvıl cıvıl bir çocuk bahçesiydi sanki.

***

Oyunlar Ve Kepçecik

Bir köşesinde evcilik oynanırken, öbür uçta Fener’le Galatasaray’ın maçı vardı, tezahüratla. GS mi gol attı hadi bakalım, “re re re ra ra ra gassay gassay cim bom bom”. Fener attı mı bu defa “ya Mustafa ya mikro Mustafa, kornerden atıyor ya kerata, Naci’yi geçmek o biraz zor, sen Lefter’i Macarlara sor…” diye uzar giderdi. Beşiktaşlılar durur mu? Onlar da “İstanbul’da Dikili Taş Kartal Beşiktaş” diye başlarlardı tezahürata. Maçlarımız ta Manavların Fatma Teyze’nin camlarının tozlandığını fark edip topa el koyana, ya da Arnavutların Kara Ayşe’sinin kale görevi gören duvarının badanasının döküldüğünü fark edip topu kesmesine kadar sürerdi.

Topumuz mu kesildi? Hadi canım, çocuklara başka oyun mu yok? Mevsimine göre çelik çomak, yağ satarım bal satarım… Çember çevirme, tel araba, dut ağaçlarından karadutla el yüz boyama… Hele eylül başı olmasına rağmen yağmurlar gecikmişse “Kepçecik”.

“Kepçecik” hem eğlenceli, hem de kazançlı bir oyun olurdu bizler için. Aslında yağmuru çağıran geleneksel bir ritüeldi. İrice bir erkek çocuğun tepesine bir bakır tepsi konulur, onun üstüne bir çarşaf atılır, o kepçecik olurdu. Önce herkesin kapısı çalınır ve “kepçeciğin geleceği, bol yağmur getirmesi için sizin de selamınızı ve rızanızı isteyeceği” bir bir duyurulurdu. Hadi bakalım tüm çocuklar sokağın başında, Kepçecik rolünü üstlenen çocuğun peşine takılırdık ve başlardık şarkıya:

  • Kepçecik ne gerek?
  • Su gerek?
  • Gökten yağmur,
  • Yerden bereket,
  • Amiiin

nidalarıyla kapılar çalınırdı. Tabi ki evlerde herkes de hazırlıklıydı. Onlar da koroya katılır ve maşrapalardaki hazır suları kepçecikin tepesine boşaltırlarken, çocuk başındaki tepsiyi sallar, sular sağa sola yağmur gibi sıçrardı ve bereket olarak da çocukların uzattıkları sepetlere kuru üzüm, kuru dut, badem ve ceviz içi, varsa kurabiyeler koyulurdu. Sonra geniş bir avlusu olan bir evde yer sofraları kurulur; o toplanan çerezler, bazen tavuklu pilav eşliğinde bağırış çığırış neşeyle yenilirdi.

Daha sonra doğa “kepçecik”i kırmaz; pek gecikmeden, birkaç gün içinde, çorak Çal Dağlarının üzerinden kara bulutlar belirir, pek yeşil olmadığından mı nedir orada pek takılmazlardı. Yeşil yağmuru çeker derler ya, şehrin üzerinden geçip ormanlık yeşil Bozdağlara, Gökkaya, Avşar köylerine doğru giderken tüm bereketini şehre ve çevreleyen ovaya, bağlara ve tarlalara ve Bozdağlara bırakıverirdi.

Çiftçinin yüzü güler ve yağmur suları, Irlamaz Çayı’nı doldurur ve Karpuz Kaldıran Parkı’ndan da gür bir pınar olarak yeryüzüne çıkardı. Gerçekten de, Karpuz Kaldıran Parkı’nda fışkıran suyun üstüne bir karpuz dikkatli bir şekilde konduğunda, o karpuzu bir süre o gür pınarın üstünde hoplatan buz gibi kar suyu, şehrin içinde kıvrılarak akan Leylek Çayı’nı oluştururdu. Sonra, o çay şehrin dışına çıkar ve köpürerek bahçe bağları sulayan, hemen tren yolunun ötesinde akmakta olan Gediz Nehri’ne karışıverirdi.

Yayına hazırlayan: Mehmet Gökyayla 

Fotoğraf: Doğan Çizmeci Arşivi

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
ESKKK Başkan Adayı Şahin Ek:
ESKKK Başkan Adayı Şahin Ek: "Cumhuriyetimizin 101. Yılı Kutlu Olsun"
Xin Wok & Cafe Turgutluda kapılarını açtı
Xin Wok & Cafe Turgutluda kapılarını açtı
Resmi İlanlar Yankıda
Resmi İlanlar Yankıda
Digitab Baskı Çözümleri Dijital Baskı & Matbaa
Digitab Baskı Çözümleri Dijital Baskı & Matbaa
Son Haberler
TURBELDAK ile Homeros Vadisi’nde Doğa ve Tarih Buluşması
TURBELDAK ile Homeros Vadisi’nde Doğa ve Tarih Buluşması
TURBELDAK’tan Yunt Dağı’nda Doğa Yürüyüşü
TURBELDAK’tan Yunt Dağı’nda Doğa Yürüyüşü
Turgutlu’da Tiyatroya ve Çocuk Festivaline Yoğun İlgi
Turgutlu’da Tiyatroya ve Çocuk Festivaline Yoğun İlgi
CHP’Lİ BAŞEVİRGEN: “BU KANUN TEKLİFİ BİR ‘REFORM’ DEĞİL, ‘CEZA VE TAHSİLAT’ METNİDİR”
CHP’Lİ BAŞEVİRGEN: “BU KANUN TEKLİFİ BİR ‘REFORM’ DEĞİL,...
Turgutlu’da ‘Aşk-ı Müebbet’ Oyununa Büyük İlgi
Turgutlu’da ‘Aşk-ı Müebbet’ Oyununa Büyük İlgi
Şehit oğlunun yanına defnedildi
Şehit oğlunun yanına defnedildi

Ana Sayfa
NARLIDERE
İZMİR
MANİSA
ULUSAL
SAĞLIK
İLAN
YAŞAM
POLİSİYE
ÖZEL
SPOR
SİYASET
GÜNCEL
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
  • Akhisar
  • Alaşehir
  • Demirci
  • Kula
  • Manisa Merkez
  • Salihli
  • Sarıgöl
  • Şehzadeler
  • Selendi
  • Soma
  • Suruhanlı
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim