TURDAKLILAR MAHMUTDAĞINDA
Bu pazar, TURDAK grubuyla yeni bir parkurdayız. Kemalpaşa Çınardibi köyünden Mahmutdağı zirvesi yapıp Yukarıkızılca köyüne ineceğiz.
Oldukça güzel, güneşli bir gün. 07.00 sabah çıkış saatinde hiç şaşma yok. Kemalpşa Armutlu kasabasından Bayramlı köyünü geçip Çınardibi köyüne varıyoruz. Çınardibi köyü Mahmutdağının güney doğusunda 70-80 evlik,700 m. rakımlı küçük bir orman arası köy. Çiftliklerin çokluğundan hayvancılığın yaygın olduğu anlaşılıyor. Köye girmeden batıya yönelip orman yolu sapağından aracımızdan inip hazırlanıyoruz. Saat 08.45. Kulüp başkanı Celalettin hoca her zaman olduğu gibi rehberlik yapacak, hareket başlıyor. Mahmutdağı hemen önümüzde gibi görünüyor. Orman yolundan yandan yandan acelesiz tırmanıyoruz. Artçı Hamza hoca ile sürekli telsiz haberleşmesi sağlanıp feride kalanlar bekleniyor. Sırta çıktık. Dağcı gruplarının ve Mahmutdede ziyaretine gidenlerin kullandığı patikadayız. İleride kayalıklar var ama azimliyiz, İki gruba ayrılmak zorunda kalıyoruz. Kayalık çok dik ve tehlikeli. Grubun zayıf olanı etekten dolaşıp Yellice sırtına varacak. Korkarak, kayalara yapışarak,kimi yerde tehlikeler atlatarak 1320 metre rakımlı zirveye vardık. Her yer ayak altında. Görünüm müthiş; çıkışta zorlananlar bile mutlu. Bol bol resimler çekip az ileride orman yangın gözetleme kulesinin bulunduğu tepeye doğru inişe geçiyoruz. Kimse burayı terk etmek istemiyor. Nerdeyse küçük taşların, otların bile resimleri çekiliyor. Konaklayıp her geldiğimizde ateş yaktığımız “Yellice” sırtında kimi yerde kayarak, düşerek iniyoruz. Dağın eteğinden gidenler çoktan inip ateşi yakmışlar bile. Hava güneşli pırıl pırıl. Her geldiğimizde burada gördüğümüz kar kümeleri bu yıl yok. Kayalar, taşlar, kalın gövdeli çam ve meşe ağaçları havanın neminden yoğun bir şekilde yosun bağlamış. Çamların iğne yaprakları ile gövdelerdeki yosun bir renk cümbüşü oluşturuyor. Kafasını yere eğmiş beyaz kardelenler; sarılı, beyazlı çiğdem çiçekleri; kırmızı, beyaz, mor laleler hoş görüntüleriyle sanki bize görsel bir şölen sunuyorlar. Yükseldikçe ufkumuz genişliyor. Kimi arkadaşlar bu görüntüyü “Sadece uçaktan bakanların görebileceği manzara” şeklinde değerlendiriyor.
Topladığımız odunlarla büyük bir ateş yakıyoruz. Bu gün sucuk şiş, Aliminyum kağıtta balık, tavuk yaparak kendimize ziyafet çekeceğiz. Ateşte hem kurunduk, hem de sucuklarımızı pişirdik. Bu arada aynı parkuru kullanan İzmir DEDAK kulübü sporcuları da da indi dağdan. Onlar bir saat sonra başlamışlar. İçlerinde başka etkinliklerde karşılaştığımız tanıdıklarımız da çıkıyor. Kucaklaşıp hal, hatır soruyoruz.
Dönüşe geçiyoruz. İniş, tırmanıştan daha zor. Kayanlar, düşenler oluyor. Bir ara sis bastırıyor.Yol, iz yok. Kızılca köyünü hedef seçiyoruz. Kimi zaman uçurumların başından dönüp daha az tehlikeli geçitler deneyerek iniyoruz.. Ama grup oldukça keyifli. Turgutlu’da bu doğal güzellikleri gören, yaşayan otuz kişiyiz. Yüz yirmi bin nüfus içinde “Biz şanslıyız!” diyoruz.
Akkaya doğusundaki Piknik yeri, Kestane Çeşmesi’ne indik. Artık çok az bir yolumuz kaldı. Koca bir kanyondan geçerek Yukarıkızılca köyü üstündeki Haydaroluk mevkisine varıyoruz. Köy artık çok yakın. Arabamız bizi orada bekliyor. Otuz dakika sonra Turgutlu’dayız.
TURDAK










