TÜRKİYE BİR AYIPTAN DAHA KURTULDU
Kamuda başörtüsü yasağının kaldırılması için yıllardır verdiğimiz mücadele, beklentiler doğrultusunda sonuçlandı. Böylece, Türkiye, vatandaşına ikinci sınıf muamelesi yapma ayıbından kurtuldu.
Özgürlüklerin önünü tıkayan, antidemokratik ve darbe kalıntısı yasakların ortadan kaldırılmasına imkân sağlayan düzenleme, ülkemizin olgun bir demokrasiye kavuşması açısından önemli bir adımdır. Resmi Gazete’nin 8 Ekim 2013 tarihli ve 28789 sayılı nüshasında yayımlanan Yönetmelik değişiklikleriyle, devletle milleti ayrıştıran başörtüsü yasağı sona erdirilirken, tek tipçiliğin ve vesayet ikliminin ritüellerinden biri olan andımız da kaldırılmıştır. Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen olarak yıllardır kararlı bir şekilde mücadele ettiğimiz, talep ettiğimiz ve eylemlilik süreci geliştirdiğimiz, son olarak da 10 milyon imza kampanyası sonrasında toplanan 12 milyon 300 bin imzayı hükümet yetkililerine sunarak çözüm beklediğimiz ve 18 Mart’ta başlattığımız sivil itaatsizlik eylemiyle fiilen son verdiğimiz yasağın hukuken de kaldırılması, bizleri, teşkilatımızı ve bu yasağın kaldırılmasında katkısı olan milletimizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Kılık-kıyafet yönetmeliğinde yapılan değişiklikle başörtüsüne özgürlüğün hukuken teminat altına alınmasıyla, Türkiye sadece 82 model militarist bir yönetmelikten kurtulmuş olmuyor, daha önemlisi, özgürlükçü, insan haklarına ve insan onuruna daha fazla önem veren yeni ve yıkılmaz bir demokratik iradeyi de hayata geçirmiş oldu. Hizmet sundukları toplumda genel kabul görmüş ahlak kurallarına uygunluk, temsil ettikleri kamu erkine yönelik toplumsal saygınlık noktasında çatışma ve tartışma oluşturmayacak kılık-kıyafetle görev yapmaları kaydıyla kamu görevlilerinin kılık-kıyafetlerinin, kamu hizmetinin sürekliliğine, verimliliğine, etkinliğine ve nihayetinde hizmet alan bireylerin ve toplum kesiminin tarafsızlık ve bağımsızlık algısına yarar ya da zarar üretecek bir çerçeveye sahip olmadığı yönündeki kanaatimizin ve bu kanaat doğrultusunda erkek kamu görevlilerine yönelik kılık-kıyafet özgürlüğü hedefini gerçekleştirmek için 8 Ekim’den itibaren yeniden hayata geçirdiğimiz sivil itaatsizliği uygulayacak üyelerimizin kamuoyu tarafından destekleneceğine inanıyoruz. Bu noktada, yüzyıla yaklaşan bürokratik vesayetin yıkılışına ve özgürleştirici yeni devlet anlayışının inşasına katkı sağlayan ve öncülük edenlere teşekkür ediyoruz. Ancak, başörtüsü özgürlüğünün kapsamına yargı, silahlı kuvvetler ve emniyet mensuplarının alınmamasının adalet ve eşitlik ilkeleriyle çelişeceğinin, bu hizmetleri başörtülü yürütmenin de hiç kimsenin hukukuna ve hakkına zarar getirmeyeceğinin bilinmesini istiyoruz. Bunun yanında, kamuda kılık-kıyafet düzenlemesinin başörtüsü ile sınırlı tutulmasını bir eksiklik olarak görüyoruz. Erkek kamu görevlilerinin de takım elbise, kravat, saç ve sakal gibi yasaklardan kurtarılması için mücadelemiz devam edecektir.Geleceğin Türkiye’si adına umutları artıran düzenlemede yer alan başlıklardan biri de, okullarda tek tip adam yetiştirmenin ritüeli olan andımız uygulamasının kaldırılmasıdır. İlkokulda çocuklara her sabah okutulan andımızın kaldırılması gerektiğini sık sık ifade ettik ve bunun hem pedagojik hem de demokratik gerekçelerini sürekli dile getirdik; bu ülkenin çocuklarını olduğu gibi kabul etmeyen, kimliklerini kendi zihinlerinde tartışılır haline getiren bu uygulamanın toplumun birleşmesine değil, ayrışmasına neden olduğunu defalarca vurguladık. Bu uygulamanın kaldırılmış olmasını, ülkemizin geleceği açısından isabetli bir karar olarak değerlendiriyoruz. Türkiye’nin daha sivil, daha demokratik ve özgürlükçü bir ülke olması yönünde atılan bu adımlarda emeği geçen, katkıda bulunan herkese teşekkür ediyor; daha atılacak çok adım ve gidilecek yol olduğunu hatırlatıyor, milletten yana çalışmaların devamını bekliyoruz.KUDRET UÇAR
TURGUTLU EĞİTİM BİR SEN TEMSİLCİSİ









